SİTE WELCOME EN EĞLENCELİ DAKİKALAR İSTEĞİN GİBİ GEÇSİN ÖDEV,TEZ,DÖNEMÖDEVİNİ BU SİTEDEN ALABİLİRSİN - ŞAİRLER VE ESERLERİVE AYNI ZAMANDA YAĞMUR ŞİİRİ

Ana Sayfa
İLETİŞİM
Ziyaretşi defteri
PEYGAMBER EFENDİMİZİN HAYATI
KOMEDİ
BEYİN GÖÇÜ
ATATÜRK´ÜN HAYATI
ANNELER GÜNÜ RESMİ
ıı.mehmed
İCATLAR
YAVUZ GÖKOĞLAN SİZLERİN DOSTU
ELEMENTLER
PADİŞAHLAR
ÖDEV ARA
OYUNLAR
FUTBOL
EĞLENCE
GRUPLAR
barbaros ilk öğretim okulu
SEVDİĞİM ÖĞRETMENLERİM
BARBAROS İLKÖĞRETİM OKULU
EĞLENCELİ ŞEYLER
ASTNONOMİ
SBS SORULARI
SLAYTLAR
SUNULAR EAGLE
GÜLÜM _}ÖZEL GÜNLER""""
ARABALAR
GENÇ BİLİM2
BJK SPOR HABERLERİ
OYUN 99
BJK BASKEBOL RESİMLERİ
İSTEDİĞİN RESİMLER
ŞAİRLER VE ESERLERİVE AYNI ZAMANDA YAĞMUR ŞİİRİ
GARİBLER PİKNİKTE



 

ANASAYFA     FELSEFE     ANTOLOJİ     YAZILAR     LİNKLER     İLETİŞİM
 
         
 
 
 
Anasayfa
 
 
Felsefe
 
 
Yazılar
 
 
Linkler
 
 
İletişim
 
 
Download
 
 
Karikatürler
 
 
 
 
 
 
 
Antoloji
 
 
Sesli Şiirler
 
 
Tüm Şairler
 
 
Tüm Şiirler
 
 
TOP 24 Şiir!
 
 
Şiir Kategorileri
 
 
 
 
 
 
 
Ölüm Şiirleri
 
 
Memleket Şiirleri
 
 
 
 
 
 
 
Yahya Kemal Beyatlı
 
 
Mehmet Akif Ersoy
 
 
Faruk Nafız Çamlıbel
 
 
Ümit Yaşar Oğuzcan
 
 
Cahit Sıtkı Tarancı
 
 
     
 
 
 Türk Şiir Antolojisi
 
 
 
 
 
Yağmur
 
YAVUZ GÖKOĞLAN´IN KATKILARIYLA

SİTEWELCOME EĞLENCELERDİLER!...............

Vareden'in adıyla insanlığa inen Nur
Bir gece yansıyınca kente Sibir dağından
Toprağı kirlerinden arındırır bir Yağmur
Kutlu bir zaferdir bu ebabil dudağından
Rahmet vadilerinden boşanır ab-ı hayat
En müstesna doğuşa hamiledir kainat

Yıllardır bozu bulanık suları yudumladım
Bir pelikan hüznüyle yürüdüm kumsalları
Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım

Hasretin alev alev içime bir an düştü
Değişti hayel köşküm, gözümde viran düştü
Sonsuzluk çiçeklerle donandı yüreğimde
Yağmalanmış ruhuma yeni bir devran düştü

İhtiyar cübbesinden kan süzülür Nebi'nin
Gökyüzü dalgalanır ipekten kanatlarla
Mehtabını düşlerken o mühür sahibinin
Sarsılır Ebu Kubeys kovulmuş feryatlarla
Evlerin arasına dikilir yesil bayrak
Yeryüzü avaredir, yapayalnız ve kurak

Zaman, ayaklarımda tükendi adım adım
Heyûla, bir ağ gibi ördü rüyalarımı
Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydim

Yağmur, gülsenimize sensiz, baldiran düştü
Düşmanlik içimizde; dostluklar yaban düştü
Yenilgi, ilmek ilmek düğümlendi tarihe
Her sayfaya talihsiz binlerce kurban düştü

Bir güzide mektuptur, çağlarin ötesinden
Ulaşır intizarın yaldızlı sabahına
Yayılır o en büyük mustu, pazartesinden
Beyazlik dokunmuştur gecenin siyahina
Susuzluktan dudağı çatlayan gönüllerin
Sükutu yar, sevinci dualar kadar derin

Çaresiz bir takvimden yalnızlığa gün saydım
Bir cezir yaşadım ki, yaşanmamiş, mazide
Dokunduğun küçük bir nakış da ben olsaydim

Sensiz, kaldırımlara nice güzel can düştü
Yarılan göğsümüzden umutlar bican düştü
Yağmur, kaybettik bütün hazinesini ceddin
En son, avucumuzdan inci ve mercan düştü

Melekler sağnak sağnak gülümser maveradan
Gümüş ibrik taşıyan zümrüt gagalı kuşlar
Mutluluk nağmeleri işitirler Hiradan
Bir devrim korkusuyla halkalanır yokuşlar
Bir bebeğin secdeye uzanırken elleri
Paramparça, ateşler sahinin hayalleri

Keşke bir gölge kadar yakınında dursaydım
O mücella çehreni izleseydim ebedi
Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım

Sarardı yeşil yaprak; dal koptu; fidan düştü
Baykuşa çifte yalı; bülbüle zindan düştü
Katil sinekler deldi hicabın perdesini
İstiklal boşluğunda arılar nadan düştü
Dolaşan ben olsaydım Save'nin damarında
Tablosunu yapardim yıkılan her kulenin
Ebedi aşka giden esrarlı yollarında
Senden bir kıvılcımın, süreyya bir şulenin
Tarasaydım bengisu fışkıran kakülünü
On asırlık ocağın savururdum külünü

Bazen kendine aşık deli bir fırtınaydım
Fırtınalar önünde bazen bir kuru yaprak
Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım

Sensizlik depremiyle hancı düştü; han düştü
Mazluma sürgün evi; zalime cihan düştü
Sana meftun ve hayran, sana ram olanlara
Bir bela tünelinde ağır imtihan düştü

Badiye yaylasında koklasaydım izini
Kefenimi biçseydi Ebva'da esen rüzgar
Seninle yıkasaydım acılar dehlizini
Ne kaderi suçlamak kalırdı ne intihar
Üstüne pırıl pırıl damladığın bir kaya
Bir hurma çekirdeği tercihimdir dünyaya

Suskunluğa dönüştü sokaklarda feryadım
Tereddüt oymak oymak kemirdi gururumu
Bahira'dan süzülen bir yaş da ben olsaydım

Haritanın en beyaz noktasına kan düştü
Kırıldı adaletin kılıcı; kalkan düştü
Mahkumlar yargılıyor; hakimler mahkum şimdi
Hakların temeline sanki bir volkan düştü

Firakınla kavrulur çölde kum taneleri
Ahuların içinde sevdan akkor gibidir
Erdemin, bereketin doldurur haneleri
Sensiz hayat toprağın sırtında ur gibidir
Şemsiyesi altında yürürsün bulutların
Sensiz, yükü zehirdir en güzel imbatların

Devlerin esrarını aynalara sorsaydım
Çözülürdü zihnimde buzlanmış düşünceler
Okşadığın bir parça kumaş da ben olsaydım

Sensiz, tutunduğumuz dallardan yılan düştü
İlkin karardı yollar, sonra heyelan düştü
Güvenilen dağlara kar yağdi birer birer
Sensizlik diyarından püsküllü yalan düştü

Yağmur, duysam içimin göklerinden sesini
Yağarsın; taşlar bile yemyeşil filizlenir
Yıldırımlar parçalar çirkefin gövdesini
Sel gider ve zulmetin çöplüğü temizlenir
Yağmur, bir gün kurtulup çağın kundaklarından
Alsam, ölümsüzlüğü billur dudaklarından

Madeni arzuların ardında seyre daldım
Küflü bir manzaranın çürüyen güllerini
Senin için görülen bir düş de ben olsaydim

Şehirler kabus dolu; köylere duman düştü
Tersine döndü her şey sanki; asuman düştü
Kırık bir kayık kaldı elimizde, hayali
Hazindir ki; dertleri asmaya umman düştü

Ayrılığın bağrımda büyüyen bir yaradır
Seni hissetmeyen kalp, kapısız zindan olur
Sensiz doğrular eğri; beyaz bile karadır
Sesini duymayanlar girdabında boğulur
Ana rahminde ölür sensizlikten bir cenin
Şaşkınlığa açılır gözleri, görmeyenin

Saatlerin ardında hep kendimi aradim
Bir melal zincirine takıldı parmaklarım
Yeryüzünde seni bir görmüş de ben olsaydım

Sensiz, ufuklarıma yalancı bir tan düştü
Sensiz kıtalar boyu uzayan vatan düştü
Bir kölelik ruhuna mahkum olunca gönül
Yüzyıllardır dorukta bekleyen sultan düştü

Ay gibisin; güneşler parlıyor gözlerinde
Senin tutkunla mecnun geziyor güneş ve ay
Her damla bir yıldızı süslüyor göklerinde
Sümeyra'yı arıyor her damlada bir saray
Tohumlar ve iklimler senindir; mevsim senin
Mekanın fırçasında solmayan resim senin

Yağmur, birgün elimi ellerinde bulsaydım
Güzellik şahikası gülümserdi yüzüme
Senin visalinle bir gülmüş de ben olsaydım

Tavanı çöktü aşkın; duvarlar üryan düştü
Toplumun gündemine koyu bir isyan düştü
İniltiler geliyor doğudan ve batıdan
Sensizlikten bozulan dengeye ziyan düştü

Islaklığı sanadır ahımın, efgahımın
İçimde hicranınla tutuşuyor nağmeler
Sendendir eskimeyen cevheri efkarımın
Nazarın ok misali karanlıkları deler
Bu değirmen seninle dönüyor; ahenk senin
Renkleri birbirinden ayıran mihenk senin

Bir hüzün ülkesine gömülüp kaldı adım
Kapanıyor yüzüme aralanan kapılar
Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım

Yağmur, sayrılığıma seninle derman düştü
Beynimin merkezine ölümsüz ferman düştü
Silindi hayalimden bütün efsunu ömrün
Bir dönüm noktasında aklıma Rahman düştü

Nefsinle yeniden çizilecek desenler
Çehreler yepyeni bir degişim geçirecek
Aydınlığa nurunla kavuşacak mahzenler
Anneler çocuklara hep seni içirecek
Yağmur, seninle biter susuzluğu evrenin
Sana mü'mindir sema; sana muhtaçtır zemin

Damar damar seninle, hep seninle dolsaydım
Batılı yıkmak için kuşandığın kılıcın
Kabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım

Kardeşler arasında heyhat, su-i zan düştü
Zedelendi sağduyu; körleşen iz'an düştü
Şarrkısıyla yaşadık yıllar yılı baharın
İnsanlık bahçemize sensizlik hazan düştü

Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım
Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım
Dokunduğun küçük bir nakiş da ben olsaydım
Sana sırılsıklam bir bakiş da ben olsaydım
Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım
Bahira'dan süzülen bir yaş da ben olsaydım
Okşadığın bir parça kumaş da ben olsaydım
Senin için görülen bir düş de ben olsaydım
Yeryüzünde seni bir görmüş de ben olsaydım
Senin visalinle bir gülmüş de ben olsaydım
Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım
Damar damar seninle, hep seninle dolsaydım
Batılı yıkmak için kuşandığın kılıcın
Kabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım

                  Nurullah Genç
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

ANASAYFA     FELSEFE     ANTOLOJİ     YAZILAR     LİNKLER     DOWNLOAD
 
         
 
 
 
Anasayfa »
 
 
Felsefe »
 
 
Yazılar »
 
 
Linkler »
 
 
İletişim »
 
 
Download »
 
 
 
 
 
 
 
 
Antoloji » » »
 
 
Sesli Şiirler
 
 
Tüm Şiirler
 
 
TOP 24 Şiir!
 
 
Şiir Kategorileri
 
 
 
 
 
 
 
 
Istanbul Şiirleri
 
 
Allah Şiirleri
 
 
Ayrılık Şiirleri
 
 
Toplum ve Dava
 
 
 
 
     
 
 
 Türkçe Şiir Antolojisi
 
 
   
   
 Şairler  
   
   
   

Abdurrahim Karakoç 41 Şiir

Ahmet Hamdi Tanpınar 20 Şiir

Ahmet Haşim 20 Şiir

Ahmet Telli 36 Şiir

Attila İlhan 42 Şiir

Cahit Sıtkı Tarancı 40 Şiir

Cemal Süreya 30 Şiir

İbrahim Sadri 5 Şiir

Edip Cansever 37 Şiir

Mehmet Akif Ersoy 27 Şiir

Murathan Mungan 39 Şiir

Necip Fazıl Kısakürek 47 Şiir

Orhan Veli Kanık 43 Şiir

Özdemir Asaf 40 Şiir

Sunay Akın 35 Şiir

Turgut Uyar 32 Şiir

Yahya Kemal Beyatlı 20 şiir

Yılmaz Güney 5 Şiir

Yunus Emre 20 Şiir

Ahmed Arif 24 Şiir

Ahmet Kutsi Tecer 13 Şiir

Ataol Behramoğlu 41 şiir

Behçet Necatigil 35 Şiir

Bülent Özcan 12 Şiir

Cahit Zarifoğlu 21 Şiir

Can Yücel 30 Şiir

Cezmi Ersöz 27 Şiir

Faruk Nafız Çamlıbel 24 Şiir

İsmet Özel 35 Şiir

Mevlana C. Rumi 16 Şiir

Nazım Hikmet Ran 120 Şiir

Nurullah Genç 10 Şiir

Ömer Hayyam [ Tüm Dörtlükler ]

Pir Sultan Abdal 18 Şiir

Sezai Karakoç 12 Şiir

Ümit Yaşar Oğuzcan 20 Şiir

Yılmaz Erdoğan 5 Şiir

Yılmaz Odabaşı 11 Şiir

Yusuf Hayaloğlu 5 Şiir

   
 
 
 
 
 
Bugün 4 ziyaretçi (7 klik) kişi burdaydı!
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol